ssrider.com

 
  • Decrease font size
  • Default font size
  • Increase font size
  • default color
  • blue color
  • green color
Ana Sayfa arrow Haberler arrow Tüm Haberler arrow Köşeyazısı onlyrider: Motorcu olmak ve motosikletin riskleri...
Köşeyazısı onlyrider: Motorcu olmak ve motosikletin riskleri... PDF Yazdır E-Posta
Thursday, 24 April 2008

 onlyrider

Ülkemizde motorcu kelimesi serseri, züppe gibi birçok sıfatlarla birlikte anılmaktadır. Bu yazımda bunun neden ve sonuçlarını irdeleyerek bizi yollarda bekleyen riskler konusunu masaya yatırmaya karar verdim.

Motosiklet tutkunu yaşamayı ve yaşamı seven insandır. Bu yaşam sevincinin devamlılığını sağlayabilmek için motosiklet konusunda daha dikkatli olmamız gerekiyor. Motosiklet bilincinin malesef yerleşmediği ülkemizde türlü türlü tehlike bizi yollarda beklemekte. Motosiklet üzerindeki riskleri ikiye ayırabiliriz: 

1-     Sürücünün kendisinden kaynaklanan riskler

2-     Çevre koşullarından kaynaklanan riskler 

Birinci maddede belirtilen risk tipi bizim kendi hatalarımız dahilinde olduğu için bunları kendi çabamız ile minimuma indirebiliriz. İkinci tipteki risklere diğer sürücülerden kaynaklanabilecek kaza riskleri de dahildir. İkinci tipteki riskleri azaltmamız mümkün olmadığı için bu tip risklerde risk oluşmuş gibi temkinli sürüş ve önlemlerin alınması kaza yapma olasılığımızı düşürecektir. Örneğin otoban çıkışındaki yonca virajına normalin üzerinde bir süratle girdiğinizde, yetenek ve tecrübenizle motoru yatırarak gerekirse diz değdirerek virajı alabilmeniz mümkün, ya da acemi olduğunuz için virajı alamayarak yol dışında çıkabilir veya bariyere de çarpma durumu olabilir. Yani burada kaza olursa birinci maddede belirtilen sebepten sürücüden kaynaklanan bir risk gerçekleşmiş olacaktır. Diyelim bu virajda sizden beş dakka önce geçen kamyonun bıraktığı mazot yolu kaplamış. Siz rossi de olsanız o virajda düşmekten kurtulma şansınız yoktur. Bu da ikinci maddedeki risk tipi. Bu örnekte sorulması gereken soru şu; aynı virajda 40 km/h ile düştüğünüzde yaralanma-ölme oranıyla, 140 km/h ile girdiğinizdeki oran arasındaki fark nedir?... 

Bundan yaklaşık on sene önce altımda modenas 111cc lik cup ile Boğaziçi Üniversitesi kuzey kampüsü önünden geçerken kampüs çıkışından aniden bir araç önüme fırladı ve acı frenle düşmeden ve araca çarpmadan zar zor durdum. Aracın şöför kapısına gelerek açık pencereden “napıyorsun” dedim. 45 yaşlarındaki adamın bana cevabı “sen motorsun bekleyeceksin” oldu. Bu olayda acaba ben motor değilde 30 ton kum yüklü damperli kamyon kullansaydım manzara nasıl olurdu? Evet malesef trafikteki dört teker sürücülerinin büyük bir çoğunluğu böyle düşünüyor. Trafik yasaları da bunu destekler nitelikte. AB uyumu çerçevesinde motosikletler lehine, örneğin her yerde geçiş üstünlüğü verilmesi gibi ciddi düzenlemelerin yapılacağı söyleniyor umutla bekliyoruz. 

Motosiklet kullanıcılarının kötü imajı olması sebebinin büyük yüzdesi yine motosiklet sürücülerinden kaynaklanmaktadır. Trafiği talan eden motosiklet kullanıcılarının davranışları bütün ikitekercilere mal olmaktadır. Motosiklet kullanmayan insanların SS ile enduroyu bile ayırt edemediğini düşündüğümde onları mazur görüyorum aslında. Fast food delivery ve kurye motosiklet sürücülerinin bir kısmı trafikte gerçekten tehlike saçıyorlar. İşleri icabı acil gitmek zorunda olsalar da kask takmadan apaçi misali diğer araçları hiçe saymamaları gerekir. Geçen gün kafamda düşüncelerle kaldırımda yürürken bir ara kafamı kaldırdım bir baktım karşımda kaldırımda üzerime doğru son sürat gelen bir pizzacı honda activa gördüm. Anlık refleksle kendimi sağa atarak kurtardım, ancak pizzacı durmadı bile. Şimdi ben motosiklet kullanıcısıyken bile bu adamın arkasından bin türlü küfür salladıysam, motosikletle alakası olmayan bir insan bu davranış karşısında tüm motosikletlere düşman olur...  

İşin özünü özetlemek gerekirse her şey diğer insanlara saygı göstermekten geçiyor. Yani davranışlarımızda birazcık diğer insanları da düşünmemiz gerekiyor. Bunu millet olarak yapabilsek bu ülkede hiç bir sorun kalmaz eminim. Tabi başkasına saygı gösterebilmek için insanın önce kendine saygısı olması gerekiyor. Kendi hayatını hiçe sayan bir insanın size saygı gösterebileceğini düşünmek biraz iyimser bir yaklaşım olur. Yurdumuzda öyle trajik trafik olayları oluyor ki dünyada eşi benzeri yoktur. Yol verme kavgası yüzünden çocuklarının gözü önünde öldürülen insanlar var. O zaman ne yapmalıyız? Öncelikli olarak defansif sürüş (defensive riding) tekniğini beynimize kazımak lazım. Bununla ilgili teorik ve pratik eğitim veren kurumlar da mevcut. Defansif sürüşün temeli trafikteki tüm unsurları (araçlar, sürücüler, yayalar, yol koşulları vs...) birer düşman ve potansiyel tehlike olarak görmekten geçer. Trafiğe kapalı bir pistte dönerken limitlerinizi dibine kadar zorlayabilirsiniz ve defansif sürüşe ihtiyacınız yoktur. Hatta ne kadar ofansif sürer ve risk alırsanız o kadar iyi dereceler elde edersiniz. Ancak gerçek hayatta, trafikteki motosiklet sürüş oyununun parametreleri çok daha karmaşıktır. Gerçek hayatta 80-100 km/h ile akan bir trafikte 150 km/h ile seyrediyorsanız, birden önünüzdeki beyaz şahinin açılan penceresinden bir torba çöpün suratınızda patlama ihtimali gibi hesaplayamadığınız binbir çeşit parametre mevcuttur. Böyle bir ortamda motosiklet sürücüleri nasıl saygı göstersin demememiz gerekiyor. Herkes kendi kapısının önünü süpürmeli. İşe önce kendi hatalarımızı düzelterek başlamalı birer motosiklet kullanıcısı olarak motorcu imajını zedeleyen motosikletleri tasvip etmediğimizi her platformda belirtmeliyiz. Bu imaj ancak yavaş yavaş yeni nesillere aktarıldıkça zaman içinde düzelebilir.  

Motosiklet kullanımı mevcut yollarımızda gerçekten zordur, tehlikelidir. Yamalı yollarımızın hali malum. Trafik yoğunluğu ve diğer sürücülerin eğitimsizliğini de eklediğinizde, çok kısa sürede yüksek süratlere çıkabilen super sport makinaları kullanmak gerçekten beceri ve ustalık işidir. Biraz uyanıklık, yetenek, tecrübe ve şans faktörüyle hayatta kalanlar ikitekere devam etmekte, şanssız olan diğer kesim için ise malesef oyun bitmektedir. Oyunun bitmemesi ve bu işin ömür boyu keyifle sürdürülebilmesi için biz motorcular değişime önce kendimizden başlamalıyız. Örneğin diz değdirme antrenmanı yapmak istiyorsanız bunu bariyerli otoban yoncalarında değil, pistlerde yapmalıyız. En azından bariyerin ve trafiğin olmadığı yol ve saatler tercih edilmelidir. Ben motosikleti keyif ağırlıklı kullandığım için, en güzel saat olan trafiğin bomboş olduğu pazar günleri sabah 6-7 sularını motosiklet sürüşleri için tercih ediyorum. Hem hava çok sıcak da olmadığı için su kaybı daha az olacaktır. Su kaybının ilk etkisi konsantrasyon bozukluğudur. Yani beyninizin ve reflekslerinizin düzgün çalışabilmesi için vucudunuzda yeterli miktarda su bulunması zorunludur. Motosiklet kullanırken konsantrasyon eksikliği ölüm tehlikesi anlamına gelmektedir. Çok küçük ve basit önlemler alarak kaza riskinin düşürülebilmesi mümkün.  

Motorcu olmak gerçekten zor bir iş. Gerçek motorcu kendisine ve motoruna iyi bakan kişidir. Kişisel zindelik ve konsantrasyon motorcu için hayati önem taşır. Dikkatinizin dağınık olduğu, veya moralinizin yerinde olmadığı durumlarda ikitekere binmekten kaçınmakta fayda bulunmaktadır. Bu gibi durumlarda insan ya mevcut riskleri yeteri kadar irdeleyemez, ya da aşırı miktarda risk alma eğiliminde olur. Yani alkollü kullanmaya benzer bir durum söz konusu. Gerçek motorcu motoruna da iyi bakar dedik ya, motorunuza iyi bakarsanız o da size iyi bakar, yolda bırakmaz. Unutmayın trafik kazalarının önemli bir bölümü araç arızası sebebiyle oluşmaktadır. Yüksek süratle seyredeken birden fren hidroliğinizin bittiğini veya frenlerin tutmadığını öğrenmek size hiç de keyifli olmayan bir deneyim yaşatabilir. Bu gibi riskleri minimuma indirmek için motorun düzenli bakımlarının ve parça değişimlerinin zamanında yapılması büyük önem taşıyor.  

Motorcu olmak, tüm dünyada çok karmaşık bir denklem. Türkiye koşullarındaysa bu denklem bir derece daha karmaşık, çünkü muhtemel kişisel hatalarınıza bir de çevresel risk faktörlerini de eklemeniz gerekiyor. Hiç bir zevk, hiç bir tutku insan hayatından daha değerli olamaz. Bu bakımdan eğer motorcuysak bu oyunu kurallarına göre oynamamız, bu kuralları da yeni nesillere aktarmamız gerekiyor. 

Güvenli sürüşler dileğimle...

Soner Tezal 

Son Güncelleme ( Saturday, 31 May 2008 )
 
< Önceki   Sonraki >
Advertisement

Hava Durumu

Istanbul:
°
0

Duvar Kağıtları